|
Sevgili Taşmışlı,
Herkes gibi sende geçmişini
bilmek, köyünün
ismini nereden aldığını bilmek, Taşmışlının düsturunu
ülkene ve hatta dünyaya yaymak zorundasın.
Şunu da unutma; paylaşmanın
güzelliğini herkese yayacağım diye kazanımlarını heba etmeyeceksin.
İyi bil ki, fakirin sözü
kabul görmüyor. Zenginin parasal gücü sayesinde etki alanı geniştir.
Maddiyatını iyi kullanarak hem kendini iyi finanse edecek hem de öncelikle
Taşmışlılar olmak üzere milletini idame ettireceksin. Öğrencilerimizi
düsturumuz dahilinde Türkiye’mize kazandırmak devletimizin güçlü bir
yapıya ulaşmasını sağlayarak ekonomik güç ve dünyada denge unsuru olmamızı
sağlayacaktır.
Mevcut teknolojiyi taklit
ederek dünyanın önde gelen devletlerinin önüne geçmek imkansız gibidir.
Çünkü; dünya elde ettiği teknoloji ile elde ettiği aletin bilgisi
dahilinde 10 sene sonra sunacağı bir başka aletin bilgisine ulaşmıştır.
Biz, dahi niteliğinde olan ya
da buna aday gençlerimize burs niteliğinde destek sağlamak zorundayız. Biz
firmalarımızın da büyümesini sağlayarak gelecekte bu gençlerin ulaştığı
bilgi ile ekonomik gücümüzü yönetici vasfı ile birleştirerek ülkemize
geleceğin teknolojisi ile güç kazandırıp, dünyayı yaşanır halde tutmak
zorundayız.
Şimdi sizi özünüze döndürerek
Taşmışlı düsturunun ne olduğuna bakalım. Yukarıda belirttiğimiz vurguları
birleştirmenizi ve kafanızı bu yöne yormanızı tavsiye ederiz.
Pütürge’nin çevresine bağlı
köyler ve Adıyaman iline bağlı bize yakın yöreler, Taşmış’ı aşağı Babik
olarak bilmektedir. Çünkü; Gündüz, Belen, Örnek, Karakaya ve Taşmış bir
aşirettir. Dolayısıyla yüz ölçüm olarak tanımlama bizim dışımızdakiler
tarafından böyle yapılmıştır. Taşmış ismini ise yaklaşık olarak 200 yıl
önce, iki kardeş arasında yaşanan örnek bir olayla verilmiştir. Olay şöyle
gelişmiştir; Taşmış bölgesinde yaşayan iki kardeşten büyüğü evli ve
çocukludur. Küçük olanı ise evlilik hazırlıkları yapmaktadır. Evleri
ayrıdır. Harman zamanı geldiğinde harmanlarını adil bir şekilde
paylaşmışlar. Taşıma için gece serinliğini seçerler. Biri çuvalını
doldurur, ötekisi onun yüklenmesine yardımcı olur. Biri gelir öteki gider.
Her ikisi de birbirinden habersiz, kendi iç dünyasında da şöyle
dü0şünmüşlerdir; büyük olanı “kardeşim evlenecek, bir çuvalı kendime
diğerini de bacasından onun kilerine boşaltayım da satıp evlenebilsin.”
der. Küçük kardeş ise “Ağabeyim evli ve çocukludur, bir çuvalı kendime
diğerini de onun kilerine boşaltayım, satıp eksiklerini gidersin.” der.
Allah’ın bir hikmeti ya, sabah güneşin doğuşuna kadar harman bitmez. Güneş
doğduğunda bakarlar ki evlerinin kapı ve pencerelerinden buğday taşmış
durumda. O zaman anlaşılır ki birbirinden habersiz yaptıkları fedakarlık
ile harman bereketlenmiş ve bu tablo ortaya çıkmıştır. Yöre halkı da bu
bölgeye “Taşmış” diyerek birbirine anlatmışlardır. Bu yaşanan olay o
bölgenin ismini tayin etmiştir.
Taşmışlı bu isme layık olmak
zorundadır. Taşmış düsturunu önce o bölgeye sonra ülkemize aşılamak gibi
bir görevimiz var. Eğer siz kardeşinizi, akrabanızı, komşunuzu sevemez,
kendi malınıza ve namusunuza gösterdiğiniz saygıyı gösteremezseniz içine
kurt düşmüş çürüyen ve yenmeyen meyve durumundasınızdır. Önce güvenilir
olmak zorundasınız. Kendinize saygı duymalısınız, toplumun etik değerleri
doğrultusunda hangi görevdeyseniz o görevi iyi ifa etmek zorundasınız.
Çünkü bizler iyi bilmeliyiz ki kendi isteğimiz doğrultusunda ne dünyaya
geliyoruz ne de yaşamımızı sonlandırmak adına elimizde bir yetki var.
Gözlerimiz açarız bir anamız bir babamız ve kardeşlerimiz var. Haksız da
olsalar onları savunuruz ve aile bütünlüğü içerisinde elde ettiğimiz güç
ile herkese hükmetmeye çalışırız. Hiç düşünmeyiz ki yaşam bir sınavdır.
Geliriz ve gideriz. Gittiğimiz yerlerde nelerle karşılaşacağız. Düşünmeyiz
ki tek varis yaratan güçtür, yani Allah dediğimiz olgudur. Bunu düşünüp
titreyip kendimize gelmeyi becermeliyiz. İşte Taşmışlı düsturu ve bu
kimlik, bize dünyada adaleti temsil etme görevi vermiştir.
Sevgili Taşmışlı, sonradan
buraya göç etmiş de olabilirsin, şu anda Taşmış’dan çok uzakta da
olabilirsin. Ama şunu bilmelisin ki o toprakların havasını da soludun
ekmeğini de yedin. O halde sende o asalet var. Kendini korumak ve kollamak
zorundasın. İşte, senin gerçeğin bu!
Taşmış Derneği Yön.
Kur.
|